16 Mayıs 2012 Çarşamba

bilgiyi kullanma becerisi

Küçükken çok sık oynadığımız bir "sayı bulmaca" oyunu vardı. Biri aklından bir sayı tutar, siz de onu tahmin etmeye çalışırdınız. Oyunla ilk kez tanışan ilkokul 1-2 ve hadi bilemediniz 3 seviyesi çocukları bir kenara bırakırsanız, oynayan herkesin ya kendi akıl ettiği ya da bir şekilde birinden akıl alarak kullanmaya başladığı çok da basit bir çözüm algoritması vardır:

Tahmin edilecek sayı aralığınız kaçsa, ortasından başlarsınız. Örneğin 0 - 100 arası bir sayıyı bulmanız gerekiyorsa, 50'den başlarsınız. Karşınızdaki "Çık." derse "75." dersiniz, "İn." derse, "25." dersiniz. Bundan çok daha etkili alogoritmalar geliştirmiş olanlar da vardır belki, ama biraz kafayı çalıştıran her çocuğun kolayca akıl edebileceği çok basit bir yöntemdir bu.

Bu yöntem, aynı zamanda bir bilgidir. Ders kitaplarında yazan, öğretmeninizin size sınavda sorduğu türden bir bilgi olmadığından öğrendiğinizi hissettiğiniz bir bilgi olmasa da, yine de bilgidir; ve öğrendiğiniz her bilgi gibi, hayatın başka alanlarında da işinize yarayabilir.

Bundan 5 -10 sene önce, hiçbir iddiası olmayan, kendi çapında takılan bir televizyon kanalında çalışıyordum. Haberlerden önce, canlı yayında bir kaza yaşamamak için her haberin VTR'si önceden kontrol edilir, verilecek haberlerin sıralamasıyla o haberlere ait videoların sıralamasının birbirini tutup tutmadığına bakılırdı.

Bazen, bu kontrol etme işi bana düşerdi. Bir keresinde, çok basit bir şekilde, neredeyse içgüdüsel olarak, önce ilk haberi, sonra ortadaki haberi kontrol ettim. Çünkü çok basit bir mantıkla, ilk VTR doğru sıradaysa, ortadaki VTR de doğru sıradaysa, aradakilerin de doğru sırada olması gerektiğini düşünmüştüm. Sonra, onlar doğru olduğuna göre, geride kalan VTR'lerin ortasındakini kontrol etmek üzere davrandım.

O sırada haberin yönetmeni de oradaydı. Ne yaptığımı anlamadığı her halinden belli olacak şekilde, bunun nasıl bir kontrol etme biçimi olduğunu sordu. Onun bildiği bir tek yöntem vardı: her VTR'yi sırayla tek tek kontrol etmek. Kontrol için nasıl bir yöntem kullandığımı anlayıp da, mesela garantici bir insan olduğu için "Olsun, ne olur ne olmaz. Sen hepsini tek tek kontrol et." dese, eyvallah, biraz oflasam da, dediğini yapardım. Ama, nasıl bir yöntemle kontrol ettiğimi anlamadığı, şaşırdığı belliydi.

O anda belki asıl yapmam gereken nasıl bir algoritma kullandığımı açıklayıp, bundan sonra işlerin biraz daha hızlı gitmesini sağlamak olmalıydı; ancak, çocukken oynadığı bir oyundan öğrendiği çok basit bir bilgiyi benzer başka bir süreçte de uygulayabileceğini fark edemeyen birine uzun uzun laf anlatmaktansa, bütün videoları tek tek kontrol etmek çok daha kolay gelmişti bana.

İş hayatında benzer sıkıntıları çok yaşadım. Eğitim sistemimiz kesinlikle yerlerde sürünüyor; ama hadi diyelim ki bir şekilde, size iş hayatında ya da ilerki hayatınızda faydası olacak bir sürü bilgiyle dolu olarak mezun oldunuz. Bir işe girdiğinizde, bu bilgilerin çoğunu kullanamayacağınızı, çünkü beraber çalıştığınız insanların sizinle aynı frekansta olmadığını fark ediyorsunuz. Daha da kötüsü, sizi belli bir işi yapacak bilgiye sahip olduğunuz için işe almış olsalar bile, sizi bizzat işe alanlar bile ne yapmaya çalıştığınızı anlamadığı için sizi durdurup uzun ve gereksiz bir yolu kulllanmanızı isteyebiliyor.

2 yorum:

  1. Çalıştığım süre zarfında her işi çabuk öğrenip daha basitleştirecek kolay yöntemler geliştirdim ve anladım ki işin zor olmasından nemalanan insanlar var ve işleri pratik hale getiren kişileri tehdit olarak görüp inanılmaz dalavereler çeviriyorlar arkandan

    YanıtlaSil
  2. Haklısın. Geliştirdiğin yeni yöntemleri anlamadıkları, ya da anlamak istemedikleri yetmezmiş gibi, bir de arkandan işten anlamadığına dair atıp tutarlar.

    YanıtlaSil